24 Aralık 2010 Cuma

Semerkant [Alıntı #11]

"...Zamanın iki yüzü, iki boyutu var. Uzunluğu güneşe, genişliği tutkulara uyarlanmış." (sf. 31)

"... (Ömer) küp denklemlerle ilgili ciddi bir eser yazmaya koyuldu. Bu cebirsel bilinmeyenine, Arapça 'şey' diyordu. Bu sözcük İspanyolca yapıtlarda 'Xay' diye yazıldığından, zamanla X biçimini alacak ve bilinmeyeni göstermekte kullanılan evrensel X harfine dönüşecekti." (sf. 34)

"Zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar
Şişinerek: "İşte buradayım!" der.
Kısa bir düş boyunca sürer zaferi,
Ölüm gelmiştir bile ve: İşte buradayım! der." (sf. 47)

"...Hiç şaşma, gerçek iki yüzlüdür. İnsanlar da öyle." (sf. 49)

"....Hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında!
Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin." (sf. 55)

"Derler ki, binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır: Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam, dünyaya hükmetmiş olan Nizamülmülk ve dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah." (sf. 66)

Amin Maalouf
SEMERKANT
YKY - Ekim 2003

10 Haziran 2010 Perşembe

Yeraltından Notlar [Alıntı #10]

"...birisine sinirlendiğim zaman büyük zevk duyardım." (sf. 8)

"...kötü ve hırçın biri değilim. bu yaptıklarım gönlümü hoş tutmak için sadece. öfkeden ağzım köpükler saçarken, yüzüme azıcık gülünüp bir fincan şekerli çay verildiğinde gevşer ve duygulanırdm." (sf. 8)

"ben gerçekten kötü bir insan değilim. ne aksi bir adamım ne uysal; ne namuslu, ne alçak, ne de onurlu biriyim. ne kahramanım, ne de bir korkak. hiçbir şey olamadım." (sf. 9)

"...herşeyi tam anlamıyla algılamak bir hastalıktır." (sf.10)

"niçin ben iyilik, güzellik, yücelik gibi şeyler konusundaki anlama gücüm arttıkça, bataklığa daha çok gömülüyor ve boğulacak duruma geliyordum? üstelik bu bende rastlantısal bir şey değil, kaçınılmaz bir durum haline geldi. sanki, bu halim bir hastalık, bir rahatsızlık, bir düzensizlik değil de benim doğal halim gibiydi." (sf. 10)

"işte, ben yapmacıksız bir insanı; onu özene bezene topraktan yaratan şefkatli bir doğa ananın görmek istediği gibi gerçek ve normal bir insan sayarım. böyle bir insanı korkunç derecede kıskanırım. yani böyle bir insan aptaldır!" (sf. 14)

"herhangi bir sebeple bu doğa kanunlarından biri; örneğin, iki kere ikinin dört ettiği, benim hoşuma gitmiyorsa, bundan kime ne?" (sf. 17)

"iki kez de böyle aşık olmayı denedim ve bu yüzden olmadık acılar çektim. kalbimin bir köşesinde bu acıya inanamazlık, hem de bu acıyla alay etmek yeşerirken, yine de acı çekmeyi sürdürdüm. üstelik sırılsıklam bir aşık gibi kıskanıyor ve kendimi kaybediyordum. bunun tek sebebi can sıkıntısıydı." (sf. 21)

"bence iki kere iki dört yalnızca bir küstahlık. iki kere ikiyi yolunuzun ortasında külhanbey gibi duran, ellerini beline koymuş, her yana tükürükler saçan biri olarak düşünüyorum. sonra da onun mükemmel bir varlık olabileceğini de kabul ediyorum ama herşeyi güzel görmeye başladıktan sonra, iki kere ikinin dört değil de beş olduğunu düşünmek ve bundan zevk duymak da olumlur olabilir." (sf. 38)

"iş yerinde çalışanların hepsine karşı nefret ve korku besliyordum. bunlar ani çıkışlardı; ya hepsini küçümsüyor ya da hepsini birden kendimden üstün görüyordum." (sf. 48)

"hiç kimseyle tek laf etmek istemezken; ani değişikliklerde bulunur, iş arkadaşlarımla konuşmak ve arkadaşlık etmek için neredeyse can atardım. onlara duyduğum bu soğukluk birden ortadan kalkar, sevgiye dönüşürdü. kim bilir, belki de bu duygular gerçekte yoktu, belki de kitaplardan kapma yapmacık duygulardı." (sf. 49)

"en bayağı ve en aşağılık insanlarn aynı zamanda namus timsali olarak kalabilmeleri ancak bizim ülkemizde mümkündür!" (sf. 51)

"hırçınlığım nedeniyle, tutku adını verdğim duygularım keskin ve yakıcıydı. isteri krizlerine benzeyen bulutlar, gözyaşlarıyla ve çırpınmalarla geliyordu." (sf.52)

Dostoyevski
Yeraltından Notlar

21 Mayıs 2010 Cuma

Karanlığın Kalbi [Alıntı #9]

“Hiçbir korku açlığa karşı direnemez, hiçbir sabır onu aşındıramaz, açlığın olduğu yerde iğrenme varolamaz, hurafelere, inançlara, ilke diyebileceğimiz şeylere gelince de, bunlar rüzgarın savurduğu saman çöplerinden farksızdırlar. Ağır ağır öldüren açlığın şeytanlığını, bıktırıcı acısını, kara düşüncelerini, karanlık ve suratsız yabanıllığını bilir misiniz?… Yokluğa, onursuzluğa, ruhsuzluğa dayanmak, bu uzayan açlığa dayanmaktan daha kolaydır. Üzüntü verici bir şey bu ama gerçek.”


Joseph Conrad

Karanlığın Kalbi - Heart of Darkness

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Alıntı #8

"Tanrı varsa, ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum, insan aklının sınırları olduğunu da bilir. yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. tanrı varsa, bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizleri burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir."

Paulo COELHO

"Veronika Ölmek İstiyor"

Alıntı #7

"Now, it is quite easy to remark the absurdities and contradictions of a country's social system from outside its borders, but very difficult if one has been brought up in it." (53)


"She must not analyze, she must not be conscious; and here she was, watching, the movements of her own mind as if she were observing a machine." (60)

Doris LESSING

"Martha Quest"

27 Mart 2010 Cumartesi

İbrahim [Alıntı #6]

ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim



Asaf Halet ÇELEBİ

15 Mart 2010 Pazartesi

Alıntı #5

“Even a god cannot change the past.”

Aristotle

14 Mart 2010 Pazar

Alıntı #4

"Tu nur das Rechte in deinen Sachen; das andre wird sich von selber machen."

* GOETHE

Alıntı #3

“…Sana verdiğim dünyanın sınırları dışında mutluluğu boşu boşuna arama… Tüm zamanlarda yaşamış insanların tarihini incele… Göreceksin ki, biz insanların şu üç yasadan kaçışı yoktur: Doğa yasaları, toplum yasaları ve dini yasalar… Ve üçünü de çiğnemek zorunda kalmışız. Çünkü bunlar hiçbir zaman uyum içinde olmamış.”

Diderot

“Supplement to Bouginville’s Voyage”

Alıntı #2

“Dürtülerin baskı altına alınması, ezilen bireyde bir saldırganlık gizilgücü yaratır; bu gizilgüç, sistemin iç ve dış düşmanlarına karşı kanalize edilerek, kapitalizmin çıkarları için doğrudan kullanılabilir.”

Dieter Duhm

“Kapitalizmde Korku”

Alıntı #1

“Biz insanların, akımız-karamız, dışımızın yanardöneri ve içimizin alabulacası olmasaydı, bu yeryüzünde hiçbir yazın yanıtı ve özellikle başyapıtlar yaratılamazdı.”

Aziz Nesin

“Salkım Salkım Asılacak Adamlar”

The Third Policeman

  • “ ‘Is it life?’ he answered. ‘I would rather be without it,’ he said, ‘for there is a queer small utility in it. You cannot eat it or drink it or smoke it in your pipe, it does not keep the rain out and it is a poor armful in the dark if you strip it and take it to bed with you after a night of porter when you are shivering with the red passion. It is a great mistake and a thing better done without, like bed-jars and foreign Bacon.’”

  • “(…) Death is nearly always present when the new direction is discovered.”
FLANN O'BRIEN

A Portrait Of the Artist As a Young Man

  • “Art thou pale for weariness
Of climbing heaven and gazing on the earth,
Wandering companionless?”

  • "Desire urges us to possess to go to something; loathing urges us to abandon, to go from something. (…) The mind is arrested and raised above desire and loathing.”

JAMES JOYCE

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

  • “ ‘Einmal ist keinmal’ diyor Tomas kendine. (…) Yaşanacak bir tek hayatımız varsa eğer, onu hiç yaşamamış da olabiliriz, fark etmez.”

  • “Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığı ile özgürce ortaya çıkabilir. İnsan soyunun gerçek ahlâki sınavı, temel sınavı (…) onun, merhametine bırakılmışlarına davranışında gizlidir: Hayvanlara. Ve işte bu açıdan insan soyu temel bir yenilgi yaşamıştır, o kadar temel bir yenilgi ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını buradan alabilir.”

  • “Varoluşla kesin olarak uzlaşmanın önerdiği estetik ülkü, bokun reddedildiği, herkesin bok yokmuş gibi davrandığı bir dünyadır. Bu estetik ülkünün adı ‘kitsch’dir.”

  • “İnsan zamanı bir döngü izlemiyor; onun yerine dümdüz bir çizgide ileriye doğru gidiyor. İnsan bu yüzden mutlu olamıyor; mutluluk yinelenmeye duyulan özlemdir.”

  • “Dehşet bir şoktur, mutlak bir körleşmenin zamanı. Dehşette en ufak güzellik yoktur. Bütün görebildiğimiz bizi bekleyen bir olayın gelip geçici ışığıdır. Öte yandan, hüzün olacakları bildiğimizi varsayan bir tavırdır.”

MILAN KUNDERA