13 Aralık 2011 Salı

Kırk Oda [Alıntı #17]

Makas

"Bazı şeyleri ötekilere/onlara anlatmak güçtür. anlamaya hazırdırlar. Anlamak isterler. anlamaya çalışırlar. Fakat asıl zor olanın, sizin için güç olanın, bu anlatma çabası olduğunu anlamazlar." (58)

"Hayatımda bir şeyler değişsin istiyorum. Sürekli bir şeyler değişsin. Sonra da çok korkuyorum. Her şey değişecek diye korkuyorum." (59)

"Hiç önemsemiyormuş gibi gözüküp, deliler gibi önemsiyordum. Bu da benim ikilemimdi." (66)

"Evet, onlardan (insanlardan) gizlice nefret ediyordum. nefretimi aşırı nezaketimle örtüyor, onlara hep anlayışlı ve yakın davranmaya özen gösteriyordum. (...) onları hor görüyordum, küçümsüyordum, yaşamlarında bir büyük eksiklik, bir boşluk varmış gibi geliyordu." (69)

"Her şeyi anlıyor, herkesi tanıyor, her sorunu kavrıyor, yani kavraya anlaya yaşlanıyordum. Anlamak yorgunuydum. Bu yüzden kimseye kızamıyordum. Kimseden doya doya nefret edemiyordum. Kimseye ağız dolusu küfredemiyordum, kimseye deliler gibi öfkelenemiyordum." (71)


Hedda Gable Diye Bir Kadın

"Hiçbir şeyi sahiden yaşayamıyorum. sevinemiyorum, sevemiyorum. Bütün duyarlılıklarım sahte, düşünülmüş, tasarlanmış, bütün inceliklerimin etkisi ve sonuçları hesaplanmış. Bütün duyarlı yanlarımın çürüdüğünü duyumsuyorum. Sanki gövdemin bir parçası usul usul çürüyor. Karşı çıktığım bir dünyanın parçası oluyorum. (...) acı çekmeyi kuruyorum, sevmeyi, aşık olmayı, dost, arkadaş olmayı kuruyorum. Sonra kurduklarımı yaşıyorum, kurduklarıma insanları inandırmak istiyorum.inanmadıkları zaman deliriyorum, suçluyorum, suçlanıyorum." (95-96)


Murathan MUNGAN
Kırk Oda

8 Kasım 2011 Salı

Koleksiyoncu [Alıntı #16]

"Herkesçe küçümsenen biri olmaktan nefret ediyorsun, meramını doğru düzgün anlatamamaktan nefret ediyorsun. Onlar gidip ortalığı yıkıyorlar, sen oturup surat asıyorsun. Başkalarına yardım etmeyeceğim, insanlar için kılımı bile kıpırdatmayacağım, diyorsun. Yalnızca kendimi düşüneceğim, geri kalanlar ne halleri versa görsünler, beni ilgilendirmez, diyorsun." (sf. 126)

"Ladymont'tayken elimin iyi kalem tuttuğunu düşünürdüm. Londra'ya gittiğimde bunun doğru olmadığını kavramaya başladım. Benim kadar, hatta benden daha yetenekli insanlarla çevriliydim. Değil bir başkasınınkini, kendi yaşantımı bile nasıl yönlendireceğimi bilmiyorum.
Yönlendirilme gereksinimi olan benim." (sf. 226)

Koleksiyoncu - The Collector
John Fawles
Ayrıntı Yayınları

12 Ekim 2011 Çarşamba

Çavdar Tarlasında Çocuklar [Alıntı #15]

" 'Hayat, kurallara göre oynanması gereken bir oyundur.'
Oyunmuş, kıçımın kenarı. Oyun, öyle mi? Tüm asların bulunduğu takımdaysan, oyun o zaman, tamam; kabul ederim. Ya öteki takımdaysan, as oyuncu filan hiç yoksa, oyunla ilgisi kalır mı bunun? Hiç yani. Yok oyun moyun." (sf. 13-14)

"...Birileri bana yaşıma uygun davranmam gerektiğini söylediğinde canım sıkılır. Bazen yaşıma göre olgun davrandığım da olur -ciddi söylüyorum- ama buna kimse dikkat etmez. İnsanlar hiçbir şeye dikkat etmiyorlar zaten." (sf. 14)

"En büyük sorunum da bu; kiminle biraz oynaşsam, onu bayağı akıllı biri sanıyorum." (sf. 102)

"Sinemalarda böyle sahtekârca zımbırtılara deli gibi gözyaşı dökenlerin yüzde doksanı aslında kötü kalpli, aşağılık insanlar." (sf. 133)

"Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz yoksa." (sf. 198)

17 Eylül 2011 Cumartesi

Dağın Öteki Yüzü [Alıntı #14]

"Sen, beni hiçbir zaman kâfi miktarda sevmedin," diye sitem ediyor, kalbimi parçalıyorsun. Ah sevgilim, seni bazen üzdüm biliyorum. Sen şefkatine kendimi emanet edebildiğim tek insansın. Aramızdaki bu mucizeyi lütfen unutma." (sf. 28)

"Kadınlarda bu güç vardı... Acıları birbirine denkleştirme, birleştirme, yaşayıp bitirme, yeniden başlama! [...] Kadınlar bitenden, erkeklerse sürenden söz etmiyorlardı." (sf. 176)

"Şeb-i yeldayı müneccimle müvakkit ne bilir
Müptela-i aşka sor, kim geceler kaç saat?" (sf. 254)

Erendiz ATASÜ
Dağın Öteki Yüzü
Everest Yayınları

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Oyunlarla Yaşayanlar [Alıntı #13]

"Biz büyük bir milletiz derken, aynı zamanda demek istiyorum ki, evet aynı zamanda biz çocuk kalmış bir milletiz Saffet! Çünkü her şeye çocuk gibi sevinir, çocuk gibi üzülürüz her şeye." (sf. 48)

"Ey zavallı milletim dinle dinle! [...] Bizler bu kadar gelişirken geri kaldığın için hiç utanmıyor musun? Hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye durmadan düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz. [...] Ey şu fakir milletim! Aslında seni anlatmıyoruz. Sefil ruhlarımızın korkak karanlığını anlatıyoruz. İşte onun için sana yanaşamıyoruz. Senin yanında bir sığıntı gibi yaşıyoruz. Hiç utanmıyor muyuz? Hiç utanmıyoruz." (sf. 51)

Oğuz Atay
Oyunlarla Yaşayanlar
İletişim Yayınları

Alıntı #12

"Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı." (sf. 90)

İhsan Oktay ANAR
Puslu Kıtalar Atlası
İletişim Yayınları