11 Haziran 2012 Pazartesi
ÖLÜMCÜL KİMLİKLER [ALINTI #19]
"Bu arada herkes bir ülkenin geleceğinin, tarihinin basit bir uzantısı olamayacağını kabul edecektir -hangi halk olursa olsun, geleceğinden çok tarihine hayranlık duyması üzücü bile sayılabilir." (sf. 37)
"Bana öyle geliyor ki, dinlerin halklar üzerindeki etkisi fazlaca abartılırken, tersine halkların dinler üzerindeki etkisi dikkate alınmıyor." (sf. 37)
"Bizimkiler de dahil her devirde gözlemlenebilecek bir tutum. Müslüman toplumu kendini güvende hissettiği her defasında açık olmayı başarmıştır. Böyle zamanlarda ortaya çıkan İslam görüntüsünün bugünkü karikatürleriyle hiçbir benzerliği yoktur. Eski görüntünün İslamın başlangıçtaki esas ruhunu daha iyi yansıttığını söylemeye çalışmıyorum ama sadece, bu dinin de, tıpkı öteki dinler gibi her dönemde zamanın ve mekanın damgasını taşıdığını söylemek istiyorum. Kendilerinden emin toplumlar yansımalarını güven verici, huzur dolu, açık bir dinde bulurlar; güvensiz toplumlarsa korkak, bağnaz, çatıkkaşlı bir dinde." (sf. 56)
"Kiliseyi devletten ayırmak artık yeterli değil; dinseli bir kimlik bildirimi olmaktan çıkartmak aynı derecede önemli." (sf. 82)
"Farklılıklarımızı büyük bir hırsla vurguluyorsak, bunun nedeni açıkça git gide daha az farklı hale gelmemizdir." (sf. 88)
"Evrenselliğin temel ön gerçeği, insanlık onuruna ilişkin haklar olduğu, hiç kimsenin dini, rengi, milliyeti, cinsiyeti ya da daha başka nedenler yüzünden hemcinslerini bu haklardan yoksun bırakamayacağıdır. (...)
İlke olarak buna pek az kişi karşı çıkacaktır: uygulamada ise, sanki buna hiç inanılmıyormuş gibi davranılır. Mesela hiçbir Batılı hükümet, Afrika'daki ve Arap dünyasındaki insan haklarına Polonya ya da Küba'dakine baktığı gibi talepkar bir bakışla bakmaz. (...) Birine saygı göstermek, tarihine saygı göstermek, onun aynı insanlığa ait olduğunu kabul etmekle olur, farklı bir insanlığa, ucuz bir insanlığa değil." (sf. 89)
"İsrailliler bugün bir ulus oluşturmuşlarsa, bunun tek nedeni (...) onları birleştiren din bağı değildir, kendilerini modern İbranice sayesinde gerçek bir ulusal dille donatmayı başarmış olmalarıdır; kırk yıl İsrail'de kalıp da sinagoga adımını atmamış bir kişi bir anda toplum dışına atılmayacaktır; orada kırk yıl yaşayıp da İbranice'yi öğrenmek istemeyen bir kişi içinse aynı şey söylenemez. (...) Bir insanın dinsiz yaşayabileceği ama herhangi bir dili olmadan kesinlikle yaşayamayacağını görmek için uzun ıspatlara gerek yoktur." (sf. 108)
"Uzun zamandan beri baskı gören ya da en azından ihmal edilen bir dil, ötekilerin aleyhine olarak ve başka tipte bir ayrımcılığa yol açma pahasına yerini meşru olarak yeniden talep edebilir mi?" (sf.110)
"... Her türlü politik ya da sendikal ya da akademik özgürlükler kösteklendiğinde, ibadet yerleri insanların toplanıp tartışabileceği tek yer haline gelir. (...) Zaman ilerledikçe sözde 'laik' diktatörler dinci fanatizmin fidanlığı gibi görünmeye başladılar. Demokrasinin olmadığı bir laiklik, hem demokrasi hem laiklik için bir felakettir."
"Demokrasiden söz edebilmek için fikir tartışmalarının göreli bir huzur ortamında gerçekleşmesi gerekir. (...) Cemaatlere dayanan ya da ırkçı ya da totaliter bir mantık içine girildiği an, dünyanın her yerinde demokratların rolü artık çoğunluğun tercihlerini ön plana çıkarmak değil, gerekirse çoğunluk kuralına karşı, ezilenlerin haklarına saygı duyulmasını sağlamak olmalıdır." (sf. 125)
Amin Maalouf
ÖLÜMCÜL KİMLİKLER
YKY
6 Mart 2012 Salı
YEDİ KAPILI KIRK ODA [Alıntı #18]
----Hamlet'in bir türlü öldüremediği amcası aslında Hitler'miş----
"Tarih hikayeleştirilirken, hikaye tarihselleştirilir. Gerçeği ortaya çıkarmaya çalışan bütün anlatılar yalanlarla zenginleşir. Bütün anılar, anlatıya dökülen bütün tarihler kurgusaldır." (sf. 231)
"Aslında hayat kimseye yetmez. Kendinizi kandırmayın. Öyle olsaydı, hayatın size kahramanlar aracılığıyla söyleyecekleri ile bu kadar çok ilgilenmezdiniz." (sf. 235)
"Sizin gözünüzü korkutan, kahramanların aynı zamanda bir çeşit kurban olması. İstemediğiniz bu aslında, yoksa kahraman olmanın kendisi değil." (sf. 236)
"Sosyal maskemiz kendimizin bir lehçesidir. Bunu anladığımızda kendimiz için bile imkansız oluruz." (sf. 261)
8 Kasım 2011 Salı
Koleksiyoncu [Alıntı #16]
"Ladymont'tayken elimin iyi kalem tuttuğunu düşünürdüm. Londra'ya gittiğimde bunun doğru olmadığını kavramaya başladım. Benim kadar, hatta benden daha yetenekli insanlarla çevriliydim. Değil bir başkasınınkini, kendi yaşantımı bile nasıl yönlendireceğimi bilmiyorum.
Yönlendirilme gereksinimi olan benim." (sf. 226)
Koleksiyoncu - The Collector
John Fawles
Ayrıntı Yayınları
12 Ekim 2011 Çarşamba
Çavdar Tarlasında Çocuklar [Alıntı #15]
Oyunmuş, kıçımın kenarı. Oyun, öyle mi? Tüm asların bulunduğu takımdaysan, oyun o zaman, tamam; kabul ederim. Ya öteki takımdaysan, as oyuncu filan hiç yoksa, oyunla ilgisi kalır mı bunun? Hiç yani. Yok oyun moyun." (sf. 13-14)
"...Birileri bana yaşıma uygun davranmam gerektiğini söylediğinde canım sıkılır. Bazen yaşıma göre olgun davrandığım da olur -ciddi söylüyorum- ama buna kimse dikkat etmez. İnsanlar hiçbir şeye dikkat etmiyorlar zaten." (sf. 14)
"En büyük sorunum da bu; kiminle biraz oynaşsam, onu bayağı akıllı biri sanıyorum." (sf. 102)
"Sinemalarda böyle sahtekârca zımbırtılara deli gibi gözyaşı dökenlerin yüzde doksanı aslında kötü kalpli, aşağılık insanlar." (sf. 133)
"Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz yoksa." (sf. 198)
17 Eylül 2011 Cumartesi
Dağın Öteki Yüzü [Alıntı #14]
"Kadınlarda bu güç vardı... Acıları birbirine denkleştirme, birleştirme, yaşayıp bitirme, yeniden başlama! [...] Kadınlar bitenden, erkeklerse sürenden söz etmiyorlardı." (sf. 176)
"Şeb-i yeldayı müneccimle müvakkit ne bilir
Müptela-i aşka sor, kim geceler kaç saat?" (sf. 254)
Erendiz ATASÜ
Dağın Öteki Yüzü
Everest Yayınları
24 Aralık 2010 Cuma
Semerkant [Alıntı #11]
"... (Ömer) küp denklemlerle ilgili ciddi bir eser yazmaya koyuldu. Bu cebirsel bilinmeyenine, Arapça 'şey' diyordu. Bu sözcük İspanyolca yapıtlarda 'Xay' diye yazıldığından, zamanla X biçimini alacak ve bilinmeyeni göstermekte kullanılan evrensel X harfine dönüşecekti." (sf. 34)
"Zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar
Şişinerek: "İşte buradayım!" der.
Kısa bir düş boyunca sürer zaferi,
Ölüm gelmiştir bile ve: İşte buradayım! der." (sf. 47)
"...Hiç şaşma, gerçek iki yüzlüdür. İnsanlar da öyle." (sf. 49)
"....Hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında!
Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin." (sf. 55)
"Derler ki, binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır: Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam, dünyaya hükmetmiş olan Nizamülmülk ve dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah." (sf. 66)
Amin Maalouf
SEMERKANT
YKY - Ekim 2003
10 Haziran 2010 Perşembe
Yeraltından Notlar [Alıntı #10]
"...kötü ve hırçın biri değilim. bu yaptıklarım gönlümü hoş tutmak için sadece. öfkeden ağzım köpükler saçarken, yüzüme azıcık gülünüp bir fincan şekerli çay verildiğinde gevşer ve duygulanırdm." (sf. 8)
"ben gerçekten kötü bir insan değilim. ne aksi bir adamım ne uysal; ne namuslu, ne alçak, ne de onurlu biriyim. ne kahramanım, ne de bir korkak. hiçbir şey olamadım." (sf. 9)
"...herşeyi tam anlamıyla algılamak bir hastalıktır." (sf.10)
"niçin ben iyilik, güzellik, yücelik gibi şeyler konusundaki anlama gücüm arttıkça, bataklığa daha çok gömülüyor ve boğulacak duruma geliyordum? üstelik bu bende rastlantısal bir şey değil, kaçınılmaz bir durum haline geldi. sanki, bu halim bir hastalık, bir rahatsızlık, bir düzensizlik değil de benim doğal halim gibiydi." (sf. 10)
"işte, ben yapmacıksız bir insanı; onu özene bezene topraktan yaratan şefkatli bir doğa ananın görmek istediği gibi gerçek ve normal bir insan sayarım. böyle bir insanı korkunç derecede kıskanırım. yani böyle bir insan aptaldır!" (sf. 14)
"herhangi bir sebeple bu doğa kanunlarından biri; örneğin, iki kere ikinin dört ettiği, benim hoşuma gitmiyorsa, bundan kime ne?" (sf. 17)
"iki kez de böyle aşık olmayı denedim ve bu yüzden olmadık acılar çektim. kalbimin bir köşesinde bu acıya inanamazlık, hem de bu acıyla alay etmek yeşerirken, yine de acı çekmeyi sürdürdüm. üstelik sırılsıklam bir aşık gibi kıskanıyor ve kendimi kaybediyordum. bunun tek sebebi can sıkıntısıydı." (sf. 21)
"bence iki kere iki dört yalnızca bir küstahlık. iki kere ikiyi yolunuzun ortasında külhanbey gibi duran, ellerini beline koymuş, her yana tükürükler saçan biri olarak düşünüyorum. sonra da onun mükemmel bir varlık olabileceğini de kabul ediyorum ama herşeyi güzel görmeye başladıktan sonra, iki kere ikinin dört değil de beş olduğunu düşünmek ve bundan zevk duymak da olumlur olabilir." (sf. 38)
"iş yerinde çalışanların hepsine karşı nefret ve korku besliyordum. bunlar ani çıkışlardı; ya hepsini küçümsüyor ya da hepsini birden kendimden üstün görüyordum." (sf. 48)
"hiç kimseyle tek laf etmek istemezken; ani değişikliklerde bulunur, iş arkadaşlarımla konuşmak ve arkadaşlık etmek için neredeyse can atardım. onlara duyduğum bu soğukluk birden ortadan kalkar, sevgiye dönüşürdü. kim bilir, belki de bu duygular gerçekte yoktu, belki de kitaplardan kapma yapmacık duygulardı." (sf. 49)
"en bayağı ve en aşağılık insanlarn aynı zamanda namus timsali olarak kalabilmeleri ancak bizim ülkemizde mümkündür!" (sf. 51)
"hırçınlığım nedeniyle, tutku adını verdğim duygularım keskin ve yakıcıydı. isteri krizlerine benzeyen bulutlar, gözyaşlarıyla ve çırpınmalarla geliyordu." (sf.52)
Dostoyevski
Yeraltından Notlar
21 Mayıs 2010 Cuma
Karanlığın Kalbi [Alıntı #9]
Joseph Conrad
Karanlığın Kalbi - Heart of Darkness
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Alıntı #8
Paulo COELHO
"Veronika Ölmek İstiyor"
Alıntı #7
"She must not analyze, she must not be conscious; and here she was, watching, the movements of her own mind as if she were observing a machine." (60)
Doris LESSING
"Martha Quest"
27 Mart 2010 Cumartesi
İbrahim [Alıntı #6]
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim
Asaf Halet ÇELEBİ
15 Mart 2010 Pazartesi
Alıntı #5
Aristotle
14 Mart 2010 Pazar
Alıntı #4
* GOETHE
Alıntı #3
“…Sana verdiğim dünyanın sınırları dışında mutluluğu boşu boşuna arama… Tüm zamanlarda yaşamış insanların tarihini incele… Göreceksin ki, biz insanların şu üç yasadan kaçışı yoktur: Doğa yasaları, toplum yasaları ve dini yasalar… Ve üçünü de çiğnemek zorunda kalmışız. Çünkü bunlar hiçbir zaman uyum içinde olmamış.”
Diderot
“Supplement to Bouginville’s Voyage”
Alıntı #1
“Biz insanların, akımız-karamız, dışımızın yanardöneri ve içimizin alabulacası olmasaydı, bu yeryüzünde hiçbir yazın yanıtı ve özellikle başyapıtlar yaratılamazdı.”
Aziz Nesin
“Salkım Salkım Asılacak Adamlar”